İklim Değişikliği Problemi
İklim Değişikliği Problemi

İklim Değişikliği Problemi

 

Gezegenimizin atmosferi tıpkı bir sera gibi çalışır. Yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının neredeyse yarıya yakını yeryüzünden yansır. Atmosferimiz, sera gazı olarak da nitelendirilen karbondioksit, metan, su buharı, ozon, azot oksit vb. gazlar sayesinde yeryüzünden yansıyan güneş ışınlarının bir kısmını tekrar yeryüzüne gönderir. Bir battaniye işlevi gören sera gazları sayesinde yeryüzündeki ortalama sıcaklık, insanlar, hayvanlar ve bitkilerin hayatını sürdürmesine imkân verecek bir ısı düzeyini, 15°C’yi yakalar. Sera gazları olmasaydı, yeryüzünün ortalama sıcaklığı -18°C civarında olurdu. Sera gazlarının bu doğal etkisi “sera gazı etkisi” olarak adlandırılır. Günümüzdeki tehlike, karbondioksit ve diğer sera gazlarının miktarındaki artışın bu doğal sera etkisini şiddetlendirmesinde yatmaktadır. Binlerce yıldır dünyamızdaki karbon kaynakları kararlı kalırken, şimdi modern insanoğlu aktiviteleri, fosil yakıtların kullanımı, ormanların yok oluşu, aşırı tarım yapılması, atmosfere büyük miktarlarda karbondioksit ve diğer sera gazlarının salınmasına sebep olmaktadır. Küresel ısınma, sera etkisiyle atmosferin periyodik olarak sıcaklığının artarak ısınması olup, doğal bir süreçtir. İnsanların aktiviteleri sonucunda atmosfere, özellikle gazların girdileri arttığından etki giderek fazlalaşmaktadır. Yıllık ortalama sıcaklık artışı, ülke genelindeki yağış düzenleri ile mevsimsel değişimler, sel ve kuraklık gibi iklime bağlı tehlikelerin giderek artmasıyla birlikte iklim değişikliğinin etkileri, Türkiye’de daha şimdiden gözlemlenmektedir (TSMS,2018). Türkiye’nin, iklim değişikliğinden kaynaklanan ve toplum, çevre ve ekonomisini etkileyen riskler ile maliyetleri azaltabilmesi için hem azaltma hem de uyum çalışmalarını arttırması gerekmektedir.

 

Sera Gazı emisyon profili ve eğilimler

Güçlü ekonomik büyüme ve nüfus artışı, artan gelir düzeyi ve karbon-yoğun yakıtlara giderek daha bağımlı hale gelinmesiyle birlikte Türkiye, OECD ülkeleri arasında son on yılda en fazla emisyon artışının olduğu ülke olmuştur. (AKAKDO hariç 2005-16 döneminde +%49). Son yıllarda emisyon konusunda nispeten bir ayrışma görünmesine ve yenilenebilir enerjide hızla yol alınıp enerji verimliliğinin sağlanmasıyla ile birlikte emisyonlarda düşüş yaşanmasına rağmen bu düşüş, diğer üye ülkelere oranla az olmuştur. OECD ortalamasının halen altında olmasına rağmen kişi başına düşen emisyon miktarı hızla artmaktadır. Türkiye, 2016 yılında yaklaşık 500 milyon ton CO2 eşdeğeriyle en çok emisyona sahip OECD ülkeleri arasında ilk onda yer almıştır. Ekonominin büyümeye ve nüfusun da artmaya devam etmesi ve bunun da Sera Gazı emisyonlarını arttırması beklenmektedir. İklim değişikliği, "nedeni ne olursa olsun iklimin ortalama durumunda ve/veya değişkenliğinde onlarca yıl ya da daha uzun süre boyunca gerçekleşen değişiklikler" biçiminde tanımlanmaktadır. Dünyamızın bugüne kadarki tarihi boyunca, yaklaşık 4,5 milyarlık bir periyotta iklim sisteminde, milyonlarca yıldan on yıllara kadar tüm zaman ölçeklerinde doğal etmenler ve süreçlerle birçok değişiklik olmuştur. Jeolojik devirlerdeki iklim değişiklikleri, özellikle buzul hareketleri ve deniz seviyesindeki değişimler yoluyla yalnızca dünya coğrafyasını değiştirmekle kalmamış, ekolojik sistemlerde de kalıcı değişiklikler meydana getirmiştir. Günümüzde sözü edilen küresel iklim değişikliği ise, fosil yakıtların yakılması, arazi kullanımı değişiklikleri, ormansızlaştırma ve sanayi süreçleri gibi insan etkinlikleriyle atmosfere salınan sera gazı birikimlerindeki hızlı artışın doğal sera etkisini kuvvetlendirmesi sonucunda yerkürenin ortalama yüzey sıcaklıklarındaki artışı ve iklimde oluşan değişiklikleri ifade etmektedir.

Aşağıda yer alan 2019 yılı Global Risk Raporuna ait tabloya baktığımızda da; yıllara göre global risklerin sıralandığı ve iklim değişikliğinin son yıllarda en büyük risklerden biri olarak  tespit edildiği görülmektedir.

 

Enerji tüketiminin azaltılması

İklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması ve enerji güvenliğinin sağlanması için enerji verimliliğini arttırmaya yönelik kesintisiz çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. İklim değişikliği konularında faaliyetlerimizden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanması yasal mevzuat kapsamında yapılmaktadır. Ayrıca Kuruluşumuz faaliyetlerimizden kaynaklanan karbon salınımlarını azaltmak içinde çalışmalarını başlatmıştır. Bu kapsamda kompresör tesislerimizde yapılacak iyileştirmelerle yıllık karbon salınımının azaltılması planlanmaktadır. İlerleyen süreçte iklim değişliğini azaltmaya yönelik proje ve çalışmalarımız devam edecektir.